Kurban Bayramı anısına,
Bir bak elmanın diğer yarısına.
Hz. İbrahim'i bilirsiniz,
Hani var ya, Raha ilinden.
Ateşte biten gülünden, tanırsınız onu.
Terk ettiği tahtından,
Sultanlığı bahtından,
Bilirsiniz ötekini de.
Bir İbrahim daha var…
Sultanlığa meraklı,
Nemrud'u içinde saklı;
Gülşeni aramaklı,
Ateş içinde aklı.
Nar içinde bihaber,
Zavallı, gülşendeyim zanneder…
Deve yitirmiş ormanda,
Arar durur tavanda,
Mahsulü yok harmanda,
Lafları boş hayvanda
Döver durur, Böyle avunur…
Gönlünde bir kara sevda, derdi dağları aşkın.
Fermanını arar aşkın…
Yar içinde süveyda, silip atamaz şaşkın.
İbrahim, İbrahim!
Hani bir kalpte iki yar olmazdı?...
Hani tavanında deve aranmazdı?...
Eğer sen, İbrahimsen,
Bu yollar geçit vermez aslanım.
Azığı zehir, lokması demir,
Dünyası tuzak, Leylası yasak sana.
Böyledir emir…
Hakk'a revansan, Aşka revansan,
Bedeli ödenir…
Bedel, bazen Hacer,
Bazen İsmail, bazen oğul tadında sarılmak,
Bazen taca tahta darılmak…
Pazarlığı yapılmaz…
Düş yollara İbrahim, Bilelim, Yarın kim?
Bırak İsmail'i, Bırak Hacer'i,
Burada, bu sıcak, susuz yurda.
Hem hiç bakma ardına,
İsterse yem olsunlar, kuşa kurda.
Köle olmaya tahtını,
Aziz olmaya bahtına,
Hiç bozmadan ahtını
Ver de öyle git.
Oğul, yar deyip ah çekeceksen,
Gözünden bir damla yaş dökeceksen,
Hasretin önünde diz çökeceksen,
Yola çıkmadan yüreğine
Sor da öyle git. İsmail'i güneşe,
Hacer'i ateşe koyda öyle git…
İsmail yırtınmada, Hacer çırpınmada,
Ana yüreği dayanmaz,
Çöl bile öyle yanmaz.
Pek derindir yarası…
Safa-Merve arası,
Koşturur İsmail için,
Çırpınır bir yudum su için…
İbrahim Hakk'a tapar da,
Allah hiç unutur mu?
Ab-o hayat topuklarda,
Zemzem verir İsmail için,
Zemzem verir Hacer için.
İçin artık, doyuncaya kadar için.
Hak dilerse gülzar olur İbrahim!
Çölde zemzem fışkırır, etraf bahar olur.
Yeter ki sen İbrahim ol, Yeter ki sen müstakim ol.
Yavrunu bıraksan da beşiğinde,
Yüreğini kapı eşiğinde, sakın ha bırakma,
Zira bu sevda, tüfeksiz olur,
Ama yüreksiz olmaz…
Şaban korkmaz